|
"ACİL" DİYE ALINAN BİLGİSAYARLAR
ÜÇ YIL DEPODA BEKLETİLDİ
Sağlık sisteminin asıl sorunun uygulanan yanlış politikalar olduğunu her fırsatta ifade etmeye çalışıyoruz. Tercüman Gazetesinde bugün yer alan bir haber, bu tespitin ne kadar doğru olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Haberde Sağlık Bakanlığının 2003 yılında acil diye aldığı bin 100 adet bilgisayarın 750'sinin 2006 Şubat ayına kadar depoda bekletildiği anlatılıyor. Konuya ilişkin haber şöyle:
SAĞLIK Bakanlığı'nda skandalların ardı arkası kesilmiyor. Bir bilgisayar firmasının stoklarını eritmek için yüksek sayıda alım yapan sağlık bakanlığı aldığı bilgisayarları üç yıl boyunca bir depoda bekletti. Modeller eskidi, bilgisayarların parçaları çürüdü.
Her yıl katrilyonlarca lirayı yutan ve içinden çıkılamaz bir hal alan sağlık sistemi yapılan usulsüz işlemlere daha büyük zarara uğratılıyor. 2003 yılı aralık ayında acil kaydıyla ihtiyaç gösterilen ve alımı yapılan bin 100 adet bilgisayarın Sağlık Bakanlığı'nın depolarında uzun süre bekletildiği ortaya çıktı. 2003 yılında alımı yapılan bilgisayarların 750'si 2006 yılı şubat ayına kadar depolarda bekletildi. "Acil" koduyla satın alınan bilgisayarların "üç yıl" boyunca depoda bekletilmesi soru işaretlerini artırdı.
Her gün yeni skandal
Vergilerle ve çalışanların maaşlarından yapılan kesintilerle ayakta tutulmaya çalışan ve her yıl 22.5 katrilyonu yutan sosyal güvenlik sistemi daha hızlı bir çöküşe sürükleniyor. Şu an Meclis'te olan ve 'Reform' olarak nitelendirilen Sosyal Güvenlik Kanunu'nu yasallaşmadan önce Sağlık Bakanlığı'nda üst üste skandallar patlak veriyor.
Kısa bir süre önce de İstanbul Büyükşehir Belediyesi eski Sağlık İşleri Daire Başkanı, Van 100. Yıl Üniversitesi eski Öğretim Üyesi, Haseki Hastanesi Üroloji Klinik Şefi ve Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Yardımcısı Sabahattin Aydın'ın eşinin ortak olduğu şirkete trilyonlar aktardığı ortaya çıkmıştı. Müsteşar Yardımcısı Aydın'ın imzasını taşıyan genelgeden hemen sonra BİLBEST ltd şirketi iki devlet hastanesine otomasyon sistemi satarak trilyonlarca lira kar elde etti.
Bilgisayarlar çürüdü
Alınan bin 100 bilgisayarın 750'si depoda beklediği için önemli bir kısmının model olarak eskidiği bazılarını da kullanılamaz hala geldiği belirtiliyor. Sağlık Bakanlığı'nın bu alım işlemi nedeniyle devlet zarara uğrarken, satıcı firmanın 2003 yılı stokları ise büyük oranda erimiş oldu..
Acil koduyla alınıp depolarda bekletilen bilgisayarların alım işleminin altında Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ında imzası var. Milyonlarca hastanın hastane kapılarında beklediği, kaynak olmadığı gerekçesiyle sağlık harcamalarının kısıldığı, tek kullanımlık ameliyat malzemelerinin bile defalarca kullanıldığı bir dönemde sağlık bakanlığının ihtiyacı olmayan bilgisayarları satın alması, "kimlere rant aktarılıyor" sorusunu gündeme getirdi.
TÜRK SAĞLIK-SEN - Perşembe, 30 Mart 2006
AKSARAY'I GÖRÜNCE
ERZURUM'DAN UTANDIM
Başbakan Recep Tayip Erdoğan Aksaray'daydı.
67 ilin devamında kurulan bilmem kaçıncı olan il Aksaray.
Sanayi devi Konya'nın bir ilçesi olan Aksaray sonradan il statüsünü kazanmıştı.
Dün (cuma günü) Başbakan Recep Tayyip Erdoğan sonradan il olan önceden Konya'nın bir ilçesi olan Aksaray'daydı. Başbakan Aksaray da bir günde tam 68 fabrikanın temelini attı, 41 fabrikanın açılışını yaptı. Aksaray denilen bu il ki önceden bir ilçeydi sonradan siyaseten il oldu. Evet yanlış okumadınız. Bir günde tam 68 fabrikanın temelini attı, 41 fabrikanın da açılışını yaptı.
Buradan ortaya bir tablo çıkıyor çıkan tabloyu bir fıkra ile süsleyelim devamına bakarız.
SEMERCİ
Kasabanın eşekleri semerciden şikayetçidirler. Gün gelir semerci ölür. Yerinede bir yenisi gelir. Gelen semerci eskisinden daha kötüdür. Kasabanın tüm eşeklerinin sırtları yara olur. Başlarlar yeni semerciden şikayet etmeye; bu semerci çok kötü, sırtlarımız yara oldu, ne olacak bizim halimiz diye şikayetlenir dururlar. Bu arada içlerinden birisi çıkar ve şöyle der.
Arkadaşlar bu kasabaya iyi semerci gelmeyecek.
Peki ne yapalım? der bir başkası
Gelin Allah'a dua edelim bizi bu eşeklikten kurtarsın.
Aksaray'a yapılan fabrikalar benim aklıma hemen Dizayn, gecem ve traktör fabrikası tartışmasını getirdi. Yaşanan bu tartışmanın tamamen siyasi bir kavga olduğunun ben farkındayım da Erzurum ve Erzurumlu farkında mı?
Adamlar bir günde 109 fabrikanın açılışını yapıyor, temelini atıyor biz ise 3 yatırımcının arasında siyasi hesaplarla uğraşıyoruz.
Allah bizi bu eşeklikten kurtarır mı?
Dün gazetelerde Ak parti Erzurum milletvekillerini ve yöneticilerini bir resim karesi içerisinde gördüm.
Hemen aklımdan kimin ne hesabı olduğunu geçirdim. Bu hesapları burada yazmam mümkün değil. Dayanamıyor yazıyorum sonra başıma bir sürü iş geliyor.Bu hesapları düşününce Allah bizi bu eşeklikten kurtarmaz dedim.
Bu tablonun içerisinde Mücahit Daloğlu'nu göremedim.
Bu vekili ben hep selametlik Fahrettin Kukaracı'ya benzetirim.Ne için vekil olmuş, bu vekilin referansı kim, kendisi bu durağanlıktan sıkılmıyor mu ben anlamış değilim. Sayın Daloğlunun Eski bakan, eski Erzurum milletvekili Lütfü Esengünün danışmanı olduğunu biliyor musunuz?
Vekil olduktan sonra bu ülke için yaptığı yasama görevine saygı duymakla birlikte bu şehir için yaptığı bir icraatı gösterin Allah aşkına.
Vekilliğin getirileri güzeldir; dolgun maaş, dokunulmazlık, sekreterler, danışmanlar, akrabaları siyasi makamlara taşımalar vs. Peki bu nimetlere bir teşekkür etmek yok mu?
Cem ATMACA
20 Kasım 2004 Cumartesi 15:53
İstiklal Marşı sorusu
Niğde'de Milli Eğitim Müdürlüğü'nün toplantısında, İstiklal Marşı'nın okunmaması ve salonda Atatürk resmi ile Türk Bayrağı bulunmaması, Meclis gündemine getirildi. CHP Niğde Milletvekili Orhan Eraslan, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in yanıtlaması istemiyle dün TBMM Başkanlığı'na bir soru önergesi verdi. Eraslan, Çelik'e, "Atatürk, bayrak ve İstiklal Marşı gibi milli eğitimdeki müşterek değerlerimizi dikkate almayan sorumlular hakkında ne gibi işlem yapılacak" diye sordu.
Türk heyetine taciz!
BÜKREŞ (İHA)- Avrupa Birliği (AB) tarafından düzenlenen toplantıya katılmak üzere resmi görevli olarak Çek Cumhuriyeti'ne giden Sağlık Bakanlığı heyeti, Romanya'da çirkin tacizlere hedef oldu. Romanya Hava Yolları görevlilerince Bükreş'te 45 dakika bekletilerek pasaportlarına el konulan heyetten bir Türk görevlisinin kilitli çantası, bıçakla kesilerek parçalandı. Olayı protesto ederek Türkiye'ye dönen Sağlık Bakanlığı görevlisi Mustafa Çaycı, durumu Romanya Büyükelçiliği'ne bildirerek resmi özür beklediğini söyledi.
Türkiye Gazetesi - 16 Haziran 2005 Perşembe
Meydanı boş buldular!
İnternet Terörü
Psikolojik Danışman'ın Psikolojik Danışman'a ihtiyacı var...
Adana ilinde "Psikolojik Danışman" olarak görev yapan bir kişi "Mailin yankılarının kısa sürede bu kadar büyümesi hoşuma gitti..." diyerek mesleğini tartışılır hale getirdi.
Son günlerde, uluslararası edebiyat ve sanat alanında ismini duyuran, Kuzey Amerika'dan Afrika'ya kadar bir çok ülkede çalışmaları yayınlanan ve bir çok ödül sahibi, Niğdeli bir şairimizi susturmak ve yazılarını yayınlatmamak için geri plandan bir Öğretim görevlisinin de kışkırtıcılık yaptığı tahmin edilen bir kaç kişinin yazılarıyla Nigdeliyiz@yahoogroups.com'da bu şairimize hakaret ettiklerini öğrendik. Bunlardan birinin sonradan gruba yazdığı mesajında : "Mailin yankılarının kısa sürede bu kadar büyümesi hoşuma gitti..." diyecek kadar ileri gittiği ve "bu kişinin bu vasfıyla" Adana ilinde "Psikolojik Danışman" olarak görev yaptığı da kendisi tarafından açıklandı.
Durumu Niğde Emniyet Müdürlüğüne ve Niğde Valiliğine de bildirdiğini kaydeden şairimize geçmiş olsun diyor, Savcılığımızın da gerekli tahkikatı başlatacağını ve kanunlarımızın tacizcilere ve kışkırtıcılık yapanlara fırsat vermeyeceğinin kamuoyuna gösterileceğini umuyoruz.
Niğde - 01.09.2005
Aksaray'da çöpten buldukları salamı yiyerek zehirlenen aynı aileden 1 kişi öldü, 2'si çocuk 5 kişi hastaneye kaldırıldı.
Edinilen bilgiye göre, Yavuz Sultan Selim Mahallesi 5200 Sokak'ta oturan 11 çocuk babası hurdacılıkla geçimini sağlayan Elvan Çelik (52), önceki gün çöpten bulduğu ambalajlı salamı evine götürdü.
Elvan ve eşi Raziye Çelik, sabah kahvaltıda çocukları Savaş (22) ve Makbule Çelik (25) ile torunu Raziye (2) ile birlikte salamdan yedi. Öğleden sonra fenalaşan aile fertleri ile 6 aylık Muhammed Çelik, Aksaray Devlet Hastanesi ile Şambaz Vehbi Ekecik Doğum ve Çocuk Hastanesine kaldırıldı.
Yapılan incelemede gıda zehirlenmesi teşhisi konulan aileden Muhammed ve Raziye Çelik dışındakiler, ilk müdahalenin ardından Ankara Numune Hastanesine sevk edildi. Bu arada, 6 aylık Muhammed Çelik'in, salam yiyen annesinin sütünden zehirlendiği kaydedildi. Baba Elvan Çelik, hastaneye sevk edilirken yolda öldü.
Diğer aile fertlerinin de sağlık durumlarının ciddiyetini koruduğu öğrenildi. Olayla ilgili soruşturma sürdürülüyor.
Star Gazetesi - 19.11.2006 18:05:00
|